Ana Sayfa
Akademiden Haberler
Şeker Fabrikalarının Özelleştirilmesinin Ekonomik ve Sosyal Maliyeti

Akademiden Haberler

Şeker Fabrikalarının Özelleştirilmesinin Ekonomik ve Sosyal Maliyeti

Kultur Bilimleri Akademisi 26 Şubat 2018 13:57:48 Pazartesi

20 Aralık 2000 tarihinde özeleştirme kapsamına ve 12 Ağustos 2008 tarihinde de özelleştirme programına alınan Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker) ile ilgili “özelleştirme hazırlık çalışmalarının tamamlandığı ve bazı fabrikalar için ihale ilanı aşamasına gelindiği” belirtilerek “bu kapsamda Afyonkarahisar, Alpullu, Bor, Burdur, Çorum, Elbistan, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Kırşehir, Muş, Turhal ve Yozgat olmak üzere 14 fabrikanın özelleştirilmesi için ihale sürecinin başlatıldığı” Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 20 Şubat 2018 tarihinde açıklandı.
Kapitalist (toplumun çıkarını değilde kendi çıkarını düşünen ekonomik) sistem dayatıcıları ile liberal (!) görüş yanlıları övünerek “özelleştirmenin ekonomik olarak verimliliği artırdığını ve dolayısıyla kamu zararının ortadan kalktığını” ileri sürmelerine rağmen gerçekte bu durum “Türk’ün alınterinin kapitaliste aktarılması” olduğunu gizlemekten başka bir şey değildir.
Şeker pancarı üretimi haritadan da görüldğü gibi Doğu Karadeniz, Güney Age ve Akdeniz sahil kuşağı ve Güneydoğu Anadolu dışında tüm yurtta yapılmakta (yeşil boyalı kısımlar) ve “yaklaşık 500.000 şeker pancarı üretici ailesi[1]” ve doğrudan ve dolaylı olarak da toplamda “10 milyon insanın hayatını etkilemektedir.[2]



Bilindiği üzere, “Türkiye’nin şeker ihtiyacı; şeker pancarından üretilen beyaz şeker ve nişastadan üretilen glikoz ve izoglikoz ile karşılanmakta olup, şeker rejimi 19 Nisan 2001 tarihinde yürürlüğe giren 4634 sayılı Şeker kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmektedir. Türkiye’de şeker sektörü bünyesinde; yedi adet pancar şekeri üreticisi ve beş adet nişasta bazlı şeker üreticisi olmak üzere birbirine rakip on iki şirket faaliyet göstermektedir. Ülkemizde şeker pancarı üretimi; Şeker Kurulu tarafından her yıl belirlenen şeker kotalarına bağlı olarak, şirketler tarafından planlanmaktadır.[3]
Özelleştirilmesi kararlaştırılan Türkşeker dahil “sektörde faaliyet gösteren şirketler, 4634 sayılı Şeker Kanunu kapsamında pazarlama yılı itibariyle belirlenen A kotası kadar şekeri aynı pazarlama yılında yurt içinde satabilme imkanına sahiptirler. Şirketler sahip oldukları A kotası kadar şekeri satamamaları halinde, pazarlanamayan miktar gelecek pazarlama yılının A kotasına aktarılmakta  ve bir sonraki yılın A kotası bu miktar kadar azaltılmakta; veya cari yıl içinde şirketlerin talepleri halinde ihraç edilmek üzere C şekerine aktarılabilmektedir. Yine Kanun gereğince Şirketler güvenlik stoklarını (B kotası) muhafaza etmek zorundadırlar.”[4] İşte “kota denilen ve pancar üreticisinin ürün ekmesini engelleyen” mekanizma budur.
Bu kota mekanizması “piyasayı, fiyatı ve üretimi kontrol eden” bir canavar haline gelmekte; üretici hayvanı için gerekli yüksek kalorili yemi şeker pancarı ekerek sağlayamamakta; sonuçta hayvancılık yanında giderek yaygınlaşan ve toprağın korunmasını sağlayan “organik gübrenin” temel girdisi olan melas da istenilen ölçüde üretilemeyerek bir başka gelirden yoksun kalınmaktadır. Kota mekanizması tamamen “şeker üretimine” yoğunlaşmakta ve yan ürünler ve bu ürünlerin yaratmış olduğu katma değer hiç dikkate alınmayarak ülke ekonomisine ve topraktan geçimini sağlayan çiftçinin şehirlere göç ederek fakirleşmesine yol açmakta ve bunlar da sonuçta geçinemediklerinden “sosyal yardımlarla[5]” ayakta kalmaya çalışmaktadırlar. Bu durum emek yoğun sektörlerde yapılan özelleştirmelerinde doğal sonucu olmakta; emek yoğun sektörlerin yan ürünlerden elde edilen katma değeri maalesef özelleştirme sırasında hiç dikkate alınmamaktadır.
“Şeker fabrikalarında yan ürün olarak melas ve yaş pancar posası üretilmektedir. Yaş pancar posası
doğrudan veya melas ile karıştırılarak hayvan yemi olarak değerlendirilmektedir. Üretim miktarı
işlenen pancar miktarı ile paralellik göstermektedir. % 50 şeker içeren ve 2014 yılında 711.000 ton üretilen melas;

  • Fermantasyon hammaddesi olarak,
  • Etil alkol ve biyo etenol üretiminde,
  • Doğrudan hayvan yemi olarak,
  • İçilebilir kalitede direk damıtılan içkilerde,
  • İçilemeyen kalitede endüstriyel tüketim ve ilaç sanayiinde,
  • Sirke, hamur mayası, yemlik maya’da,
  • Briket kömür imalinde,
  • İnşaat harçlarında,
  • Kozmetik sanayiinde”[6] ve
  • Biyo ve organik gübre üretiminde ana girdi olarak kullanılmaktadır.
Alkollü içeceklerde, sağlık sektöründe, sanayi imalatı sektöründe kullanılan alkol, melas içinde bulunan şekerin enzimler vasıtası ile fermantasyona uğratılması ile üretilen, şeker üretiminin bir başka önemli yan ürünüdür. Özelleştirilecek olan Türkşeker’in “Erzurum, Eskişehir, Malatya ve Turhal Şeker Fabrikaları’nda toplam dört alkol üretim tesisi mevcuttur. Alkol üretim atık maddesi şlempenin[7], çevre kirliliğine etkisinin büyük olması nedeniyle; Eskişehir Alkol Üretim Tesisi’ne Şlempe Arıtım Tesisi kurulmuş olup, bu alkol üretim tesisinin haricindekiler çalıştırılamamaktadır.[8]
Şekerin yan ürünü olan melasın alkol sonrası kalan yan ürünü olan şlempe organik sıvı ve organomineral gübre üretiminde temel girdi maddesi olup, kimyasal gübreden kirlenen ve “nitrat bakımından” sorunlu olan toprakların ıslahında ve veriminin artırılmasında yani organik tarımda kullanılmakta olup, ekonomik değeri bu nedenle oldukça yüksek ve dışa bağımlı olmayan hammaddedir.
Ayrıca melastan “önemli miktardaki bir ithalat girdisi olan kozmetik sektöründe, sirke üretiminde kullanılan evsel kullanım amaçlı etanol, genel kullanım amaçlı etanol, tıbbi kullanım amaçlı etanol, analiz amaçlı etanol, sanayi girdisi etanol ürünleri ve etanol sirkesi (acetic acid) ve kozmetik alkolü ve biyoetenol[9]” üretilmektedir.
Özelleştirilmesi planlanmış olan Türkşeker “tarafından benzine belirli oranda karıştırılarak kullanılan biyoetanol üretimi yapmak ve ürün çeşidi sağlamak amacıyla; Eskişehir fabrikasında 15 milyon litre kapasiteli “Alkol Susuzlaştırma Tesisi”, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan (TAPDK) gerekli izinler alınarak kurulmuştur.[10]” Özelleştirme ile tüm bu sektörlerde “kamu denetimi ve piyasa regüle etme durumu ortadan kalmış olacak ve her biri stratejik olan bu ürünlerin üretimlerinde” sorunla karşılaşılması ve böylece tamamen ithalata bağlı hale gelinmesine de sebep olunacaktır.
Özelleştirme ayrıca şekere alternatif olmadığı halde, şeker tatlandırıcısı olarak “şekerlemeler, şekerli ve unlu ürünler, geleneksel tatlılar, dondurma, helva, reçel ve marmelat, alkollü ve alkolsüz içeceklerde[11]” yaygın olarak kullanılan ve genelde mısırdan yapılan “nişaşata bazlı şeker (NBŞ)” olarak bilinen ve “1.000.000 ton kapasitesi olan[12]” “glikoz ve fruktoz şurubu” üreticilerine “her ne kadar kota uygulaması olsa da” üretim maliyeti ve fiyatı düşük olduğundan büyük avantaj sağlanmış olacaktır. Nitekim ülkemizdeki önemli bisküvi üreticisi firmanında NBŞ fabrikası vardır. Ayrıca “yurtdışına ihracat amaçlı üretim izni bulunan 269.000 ton kapasiteli 4 tesis[13]” daha faaliyette bulunmaktadır.
Liberal ekonominin mabedi ABD “ulusal çıkarları” söz konusu olduğunda her türlü gümrük vergisini ithal ettiği mal ve hizmetlere koymakta bir sakınca görmezken, ülkemizde “piyasa/liberal” ekonomi uygulamasının olmazsa olmazı olan “özelleştirmeyi” savunmak hem sosyal açıdan ve hem de ulusal değerlerin ve varlıkların korunması açısından gelir kaybı ve fakirleşmenin dolaylı olarak tavsiye edilmesidir.
Özelleştrmenin “verimlilik artışı yoluyla üretimde maliyeti ve kaliteyi artıracağını ve bunun sonucun da da piyasada fiyatta rekabet avantajının yakalanacağını” ileri sürenler, ülkemizde uygulanan üretimi kısıtlayıcı kotalara rağmen 321.166.000  dekar[14] alanda 19.593.000 ton pancar üretiminın çiftciden satın alındığını, satın alınan bu miktarın 18.426.000 tonunun kullanılarak 2.559.000 ton şeker üretildiğini ve miktarın da 2.608.000 ton olan toplam şeker tüketiminin altında olduğunu[15] ve “10  milyona yakın insanımızın geçimini temin ettiğini ve ülke ekonomisine toplam 17,4 milyar TL değerinde katkı sağladığını[16]” görmezden gelmektedirler.
Üretimin tüketime yeterli olduğu ve iç piyasa fiyatının da Dünya fiyatları seviyesinde olduğu gerçeği, işin bir başka ve dile getirilmeyen boyutu olup, ayrıca içerde üretilen (265.000 ton kotası bulunanan[17]) nişaşta bazlı tatlandırıcı şeker türevi ürünler yanında ayrıca 53.371.000 ton şeker ithal[18] edilmiştir.
Özelleştirme savunucuları “kamu eliyle üretimde satış fiyatının yüksek olacağını ve dolayısıyla tüketicinin piyasa fiyatları üzerinde mal ve hizmet satın alacağını” ileri sürerek “sosyal fayda ve sosyal devletin olmazsa olmazı olan olağanüstü dönemler için üretim ve stok bulundurma ve halkın çıkarı için fiyat dengesini kamu üretimi yaparak ıslah etme” gerçeğini de maalesef  bildikleri halde dile getirmeyerek, Türkşeker’in aslında “sosyal faydası ve yarattığı katma değer ile birlikte kesinlikle özelleştirilmemesi gereken bir kuruluş olduğunu da” gizlemektedirler.
Ülkemizde şeker pancarı 2016/2017 sezonunda 47,15 avro/ton fiyatından üreticiden alınırken, bu fiyat ortak bir fiyat politikası izledikleri ileri sürülen AB üyesi İtalya’da 48,52, Hollanda’da 67,26 ve Almanya’da da 40,30 avro/ton seviyesinde[19] olup, iddia edildiği gibi yüksek seviyede değil, aksine AB ülkelerinden Hollanda’nın oldukça altındadır. Tarım ürünleri ihracatı 80 milyar avro[20] seviyelerinde olan Hollanda’nın  üreticisine yüksek fiyat vermesinin nedeni “kapitalist ve liberal özelleştirme savunucularının zannettiklerinin aksine” şeker pancarının yaratmış olduğu katma değerden kaynaklanmaktadır
Ayrıca serbest piyasanın mabedi kabul edilen ABD’de kışi başına tarım sektörüne verilen doğrudan destek tutarı 389 avro, AB’de 190 avro, Türkiye’de 174 avro iken bu destek İsviçre’de 629 avro ve Norveçte de 957 avrodur.[21] Ülkemizde şeker pancarı üreticisi (üretimi) özelleştirme yerine desteklenmelidir. Çünkü:
 “Şeker pancarı tarımı ve sanayisi; ileri teknoloji gerektirmesi sebebiyle üreticilerin tarımsal bilgi ve kültür düzeylerini yükselten, ailenin tüm fertlerine çalışma imkanı ve istihdam sağlayan, tarım kesiminin refah düzeyini artıran, nüfusun kırsal kesimde tutulmasına, iç göçün yavaşlamasına ve bölgesel kalkınmışlık farklarının azalmasına en büyük katkıyı sağlayan sektörlerin başında gelmektedir.
Pancar ve şeker üretim; yarattığı katma değer, istihdam diğer sektörlere getirdiği hareketlilik, sahip olduğu teknolojik birikim ve potansiyel itibariyle yeterli düzeyde üretim ve devamlılık Türkiye ekonomisi açısından oldukça önemlidir. Stratejik öneme sahip olan şekerin üretim planlaması ve kontrolü büyük önem taşımaktadır.
Şeker sektöründe (özelleştirme politikaları yüzünden) kamu fabrikaları için ödeneklerin kısıtlanması nedeniyle yatırım yapılamaması giderek eskiyen teknolojinin kullanılması zorunlu hale getirmekte, özellikle sosyal amaçlı şeker fabrikalarının performansının düşmesine, maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır.”[22]
  • Ayrıca şeker pancarı üretimi yoluyla[23];
  • Ekildiği alana eşdeğer bir orman alanına göre 3 kat daha fazla oksijen sağlar.
  • Pancar ekilen 1 dekar alan, 6 kişinin 1 yıl kullandığı kadar oksijen üretir.
  • Melas (doğrudan hayvan yemi olarak, etil alkol üretiminde) ve posa gibi değerli yan ürünlere sahiptir.
  • Toprakların fiziki yapılarının iyileşmesi ve biyolojik aktivitelerinin artmasına katkı sağlar. Dekara 4 kg saf fosfat, 15 kg saf potasyuma eşdeğer besin maddesi sağlar.
  • Kendinden sonra ekilen hububatta yüzde 20 verim artışı sağlar.
  • Türkiye de tüketilen toplam gübrenin %10’u şeker pancarı tarımında kullanılmaktadır.
  • Mekanizasyon kullanımı açısından pancar tarımı buğdaydan 1,5 kat, ayçiçeğinden 1,9 kat daha fazla makina kullanımına olanak sağlar.
  • Baş, yaprak ve posası nişasta değeri yüksek bir kaba yemdir.
  • Bir hektar alandan elde edilen pancarın baş, yaprak ve küspesi hayvan yemi olarak değerlendirildiğinde yaklaşık 300 kg canlı hayvan ağırlığı elde edilir.
  • Şeker, tarıma dayalı sanayiler arasında alternatif ürünlere göre dış pazar değeri bakımından çarpıcı üstünlüğe sahiptir.
  • Endüstri bitkileri içinde sağladığı katma değer bakımından 2. sırada yer almaktadır
  • Şeker pancarı tarımı, birçok bakımdan alternatif ürünlere göre karşılaştırmalı üstünlüğe sahiptir. Pancar üretimi için ton başına yapılan harcama buğdaydan 3.7, ayçiçeğinden 7 kat daha düşüktür.
  • Buğdaya göre 6, ayçiçeğine göre 3,5 kat fazla katma değer yaratır.
  • Kırsal kesimde ayçiçeğine göre 4,4 kat, buğdaya göre 18 kat fazla istihdam oluşturur.
  • Çapa ve hasat dönemlerinde 250 bin kişiye, fabrikalarda 100 gün süre ile 30 bin kişiye istihdam sağlar.
  • Yılda yaklaşık 25 milyon tonluk taşıma hacmi yaratarak, taşıma sektörüne büyük bir pazar oluşturmaktadır.
  • Hektarda çalışan işçi sayısı buğdaydan 18, ayçiçeğinden 4 kat daha fazladır.
  • Ayrıca şeker pancarı, hane halkı düzeyinde 2 milyon hanede “10 milyon insanımıza doğrudan yada dolaylı olarak geçimini sağlayan ve ülke ekonomisine 2016 yılında 17,4 milyar TL değerinde katkı sağlayan[24]” bir sektördür; emek yoğundur.
 
Aşagıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere “2014 yılında tarım sektöründe bir kişiye istihdam sağlamanın maliyetinin 291.494 TL olduğu” gerçeği karşısında, şeker sektörünün bu istihdamı toplam 153 milyar dolarlık tarımsal yatırımla sağlanan istihdama denktir.




Şeker pancarı tarımıyla uğraşan üreticilerin önemli bir kısmı uygulanan kota yüzünden arzu ettiği üretimi elinde yeterli ekim alanı olmasına rağmen yapamamakta; gelir kaybı yanında hayvanı için gerekli yem de bu nedenle kıtlaştığından hayvanını da bakamamakta ve elden çıkarmaktadır. Sonuçta azalan hayvan sayısı ve ithalat yoluyla et temini ile “et ihtiyacının” karşılanmasına çalışılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle çözüm “özelleştirme değil”, gerekli ödenekler verilerek teknolojinimn yenilenmesi yoluyla üretimde verimliliğim artırılmasından geçmektedir. Çünkü şeker “özel sektöre” bırakılamayacak kadar stratejik bir sektördür.
Bize Türkşeker’in “özelleştirilerek karlı olacağını” dayatanlar, “AB’nin en önemli tarımsal üretim üssü olan Fransa’da 19,5 milyon insanın kırsal kesimde yaşadığı ve tarımsal üretimden geçindiği gerçeğini ve Fransa’nın her yıl 7 milyar avro tarımsal üreticiye maddi destek verdiğini” dile getirmeyerek aslında “tarımsal ürünü kullanan sektörlerde” özelleştirme ile amacın “kendine yeterli tarımsal ürün üreten sektörlerin” ortadan kaldırılması olduğunu gizlemektedirler.
Bugün Fransa AB’nın en büyük şeker pancarı ve mısır üretimini birlikte yapmaktadır. AB ile uyum adı altında 79 milyonluk ülkemizde AB ile ortaklaşa belirlenen şeker pancarı kotası 2.608.000 ton olan toplam şeker tüketiminin altında[25]  2.362.500 ton iken, 66 milyonluk Fransa’da 3.004.811 tondur.
Özelleştirme programına alındığı 2008’den bu yana “ödeneklerin kısıtlanması nedeniyle Türkşeker’de yatırım yapılamaması giderek eskiyen teknolojinin kullanılmasını zorunlu hale getirmiş, özellikle sosyal amaçlı şeker fabrikalarının performansının düşmesine ve maliyetlerinin artmasına neden[26]” neden olmuştur. Halbuki gerekli ödenekler sağlanmış olsaydı kullanılan teknoloji yenilenmiş olacak, maliyetler artan verimliliğe paralel olarak artacak ve üretim maliyetleri de düşmüş olacağından “ekonomik olarak piyasa koşullarında da olsa sürdürülebilir bir işletme” olarak Türkşeker varlığını sürdürecektir.
Şu anda 31.12.2016 tarihli bilançosunda gözüken 91.122.062 TL tutarındaki faaliyet karı ve 63.772.055 TL tutarındaki “Çalışmayan Kısım Gider ve Zararları” ve “42.802.875 TL tutarındaki Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar” birlikte değerlendirildiğinde, aslında Türkşeker’in kamu tarafından “işletme yönetimi ilkelerine” uygun olarak yönetilmediğini göstermektedir.
Tarım sektörünün milli gelirimize katkısı 2016 yılında da devam etmiştir. Tarımsal GSYH 2016 yılında 161,3 milyar TL olarak gerçekleşmiş ve toplam GSYH’dan % 6,2 pay almıştır.[27]  Bu payın %10’u tek başına şeker sektörüne aittirç Bu meblağ Türkşeker özelleştirilerek riske atılamayacağı gibi, azalmasına da müsaade edilmemelidir. Çünkü aklın yolu birdir.
Misyonunu “sürdürülebilir tarımsal üretimi, yeterli ve güvenilir gıdaya erişimi, kırsal kalkınmayı ve rekabet edilebilirliği sağlamak amacıyla yenilikçi politikalar belirlemek, uygulamak, izlemek ve değerlendirmek”[28] olarak belirleyen ve “2018 yılında üreticilerimize 14,5 milyar TL (3,2 milyar avro) tarımsal destek sağlamayı planlayan”[29] Tarım Bakanlığı, “ülke ekonomisine 2016 yılında 17,4 milyar TL (4,9 milyar avro) değerinde katkı sağlayan[30]” şeker pancarının ekonomiye kazandırıldığı Türkşeker’in
  • 25 Şeker Fabrikası,
  • 4 Alkol Fabrikası,
  • 2 Makina Fabrikası,
  • 1 Elektromekanik Aygıtlar Fabrikası,
  • 1 Tohum İşleme Fabrikası ve
  • 1 Araştırma Enstitüsü’nün
 
özelleştirilmesinin tekrar değerlendirilerekü bu karardan vaz geçilerek “kamu elinde gerekli ödenek sağlanarak verimli birer işletme olarak” yaşatılmasını sağlamalıdır.
 
[1] http://www.pankobirlik.com.tr/AnaSayfa/Seker_Pancari_Tarimi
[2] Türkşeker 2016 Yılı Faaliyet Raporu, Ankara 2017, s.7
[3] TAGEM, Tarım Ürünleri Piyasaları: Şekerpancarı, Ocak 2017, s.2
[4] TEPGE, Ürün Raporu: Şeker Pancarı ve Şeker, (Hazırlayan: Fatma Tosun), Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü, Ankara 2016, s.13
[5] Düzenli sosyal yardımlardan faydalanan 2.342.946 hane ve geçici  sosyal yardımlardan yararlanan 2.046.888  hane[5] olmak üzere toplam 4.389.834 hane[5] için 2017 yılı bütçesinden 20.519.581.000 lira sosyal yardım harcamalarına tahsis edilmiştir.[5]  (Kaynak; 2018 Yılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Bütce Sunumu,  s.16 )
[6] TEPGE, Ürün Raporu: Şeker Pancarı ve Şeker, s.14
[7] Melasın fermantasyonuyla veya damıtma yoluyla alkolünün alınmasından sonra geriye kalan çok sulu hâldeki lapa.
[8] TEPGE, Ürün Raporu: Şeker Pancarı ve Şeker, s.15
[9] http://www.konyaseker.com.tr/tr/icerik/detay/2087/super-etanol-tesisi
[10] TEPGE, Ürün Raporu: Şeker Pancarı ve Şeker, s.15
[11] TEPGE, Ürün Raporu: Şeker Pancarı ve Şeker, s.16
[12] TEPGE, Ürün Raporu: Şeker Pancarı ve Şeker, s.16
[13] TEPGE, Ürün Raporu: Şeker Pancarı ve Şeker, s.17
[14] Pankobirlik, Dünya, AB ve Türkiye Şeker İstatistikleri, Ankara, Nisan 2017, s.1
[15] Pankobirlik, Dünya, AB ve Türkiye Şeker İstatistikleri, Ankara, Nisan 2017, s.4 ve 6
[16] Türkşeker 2016 Yılı Faaliyet Raporu, Ankara 2017, s.7
[17] Pankobirlik, Dünya, AB ve Türkiye Şeker İstatistikleri, Ankara, Nisan 2017, s.36
[18] TAGEM, Tarım Ürünleri Piyasaları: Şekerpancarı, Ocak 2017, s.1
[19] Pankobirlik, Dünya, AB ve Türkiye Şeker İstatistikleri, Ankara, Nisan 2017, s.35
[20] Ayrıntı için bakınız; https://www.government.nl
[21] Kaynak OECD
[22] TAGEM, Tarım Ürünleri Piyasaları: Şekerpancarı, Ocak 2017, s.4
[23] http://www.turkseker.gov.tr/sekerfabrikalari.aspx (23.02.2018) ve TEPGE, Ürün Raporu: Şeker Pancarı ve Şeker, (Hazırlayan: Fatma Tosun), Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü, Ankara 2016, s.1
[24] Türkşeker 2016 Yılı Faaliyet Raporu, Ankara 2017, s.7
[25] Pankobirlik, Dünya, AB ve Türkiye Şeker İstatistikleri, Ankara, Nisan 2017, s.6 ve 36
[26] TEPGE, Ürün Raporu: Şeker Pancarı ve Şeker, s.17
[27] Tarım Bakanlığı 2018 Bütçe Sunumu, Kasım 2017, s.8
[28] Tarım Bakanlığı 2018 Bütçe Sunumu, Kasım 2017, s.19
[29] Tarım Bakanlığı 2018 Bütçe Sunumu, Kasım 2017, s.24
[30] Türkşeker 2016 Yılı Faaliyet Raporu, Ankara 2017, s.7